Ekonomik Kolluk
- Hukuk ve Güvenlik Editör
- 11 saat önce
- 4 dakikada okunur

ÖZET
Serbest piyasa ekonomisinin hakim olduğu hukuk devletlerinde özel teşebbüs hürriyeti ve sosyal devlet ilkesi arasında oldukça önemli bir bağ ve denge bulunmaktadır. Aynı şekilde özel teşebbüslerin devletin ekonomi hedefleri doğrultusunda oluşturduğu ekonomik düzeni ve ihtiyaçları ile de çelişmemesi gerekmektedir. Tüm bunların dengesinin “Hukuk Devleti” ilkesi kapsamında sağlanmaması halinde ya özel teşebbüs, ya vatandaşlar yada devlet politikaları zarar görecektir. Çalışmamızda Devletin Ekonomiyi Düzenleme Görevi ve Düzenlemenin Kapsamının yani Ekonomik Kolluk faaliyetinin ne olduğu ve ne olması gerektiği izah edilecektir.
Anahtar kelimeler: Ekonomi, Devlet, Özel Teşebbüs, Ekonomik Kolluk, Anayasa
1. GİRİŞ
İdari kolluktan farklı olarak devletin ekonomiyi düzenleyici görevi nedeniyle, bu alanda özel bir kolluk türü olan “Ekonomik Kolluk” ortaya çıkmıştır. [1]Ekonomik kamu düzeninin ayrılmaz bir parçası olan ekonomik kolluk; özel kuruluşların milli ekonominin ihtiyaçlarına göre hareket etmesini sağlamak saiki ile ihdas edilmiştir.[2] Bu noktada ekonomik kamu düzeninin sadece idare hukuku ile sınırlı kalmadığı özellikle Borçlar Kanunu’nun bu ama fazlasıyla hizmet ettiği doktrinde Tandoğan tarafından değerlendirilmektedir.[3]
2. DEVLETİN EKONOMİYE MÜDAHALE GÖREVİ
Devletin Ekonomiye müdahale edebilmesi için öncelikle bu hususun hukuki çerçevesinin oldukça net bir şekilde belirlenmesinin gerektiği izahtan varestedir. Anayasamızın 5, 48, 166 ve 167. Maddelerinin bu kapsamda devletin ekonomiye müdahale görevinin çerçevesini belirlediğini ve özellikle 1980’den sonraki süreçte Anayasa Mahkemesi’nin devlete ekonomik alanda geniş müdahale yetkisi verdiğini söylemek mümkündür.
Bu kapsamda Yüksek Mahkeme, ülke ekonomisinin en hassas alanı olan kredi piyasasında hizmet veren bankaların devlet tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini savunmakta; Bankalar Kanunu ile de tasarrufların korunması gerektiğini ve ilgili tasarrufların milli iktisadın ihtiyaçlarına göre kullanılması gerektiğini savunmaktadır. Burada alınan önlemlere rağmen mali yapısının güçlenmesine imkan olmayan bankaların bir başka bankaya devri, başka banka ile birleşmesi gibi tedbirlerin Anayasa’ nın 2.maddesinde vücut bulan sosyal devlet ilkesinin ve 48. İle 167. maddelerdeki düzenlemelerin doğal sonucu olduğu da savunulmaktadır.[4]
Anayasa’nın 167.maddesinden yola çıkarak Yüksek Mahkemeye göre Devletin '...para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemlerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri' almak ve 'piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi...’ önlemek görevi bulunmaktadır. Aynı şekilde 166.maddede yer alan planlama ile ilgili hükmü de devletin ekonomiyi düzenleme ile ilgili yetkisinin içinde değerlendirmektedir.[5]
Buradan hareketle denebilir ki her ne kadar özel teşebbüsün olabildiğinde özgür olması destekleniyor olsa da yine de kooperatifler ve birliklerin Ticaret Bakanlığının talimatlarına göre hareket etme zorunluluğu bulunmaktadır.
3. DEVLETLEŞTİRME-ŞİRKET KURTARMA
Devletin ekonomiye müdahale alını oldukça geniş olmakla birlikte; müdahalenin “özel mülkiyet hakkı ve girişim özgürlüğü” ile bir denge içinde ilerlemesi gerektiği; bu dengenin idari işlemlerle bozulması halinde dengenin yeniden sağlanacağı makamın idari yargı olduğunu unutmamak gereklidir.
Bu noktada mevzuatımızda 3082 sayılı Kamu Yararının Zorunlu Kıldığı Hallerde Kamu Hizmeti Niteliği Taşıyan Özel Teşebbüslerin Devletleştirilebilmesi Usul ve Esasları Hakkında Kanun ile 3332 sayılı kısaca şirket kurtarma yasası olarak bilinen düzenlemelere değinmek gereklidir.
Anayasa Mahkemesine göre 3082 sayılı yasa ayrıntılı koşullar öngörmesi nedeniyle Anayasa 47.maddeyi işlemez hale getirmiştir. Yüksek Mahkemeye göre kişilerin Anayasa’nın teminatı olan mülkiyet hakkını, çalışma ve özel girişim hürriyetini sınırlayan devletleştirme, Anayasa’nın 47.maddesiyle Devlet için başvurulması zorunlu bir yol olarak öngörülmemiştir karara karşı oy yazan üyelere göre, «kanunun ikinci maddesi devletleştirmeyi imkânsız hale getirmektedir. İkinci maddedeki şartları ve esasları arayan ve bunlara riayet eden idare, hükümet ve yasama organı hiç bir zaman devletleştirme yapamayacaktır.[6]
Öğretide de bu durum eleştirilmiş ve 3082 Sayılı Kanun ile Anayasa Kurallarının işlemez hale getirildiği[7] yasamanın bu alanda kamu hizmeti taşıma noktasında takdir yetkisine sahip olduğu ve bunun yargı yoluyla denetlenemeyeceğini savunmuşlardır.[8]
Kanaatimizce konuya bireylerin sağlıklı, huzur ve güvenlik içinde yaşamasının teminatı olan kamu düzeni açısından bakılması doğru olacaktır.[9] Vatandaşların malları ile ilgili endişe içinde olmamaları, bu halin verdiği güven içinde yaşamaları gerekmektedir.[10] Devletleştirme ile ilgili de karar alıcı konumda olanların veya yasal düzenlemelerin öncelikle bu hususlar üzerinde titizlikle durması gerektiği tartışmasızdır.
4. SONUÇ
Kamu düzeni devletlerin olmazsa olmaz şartları arasında yerini almaktadır ve bu noktada kuşkusuz ki devletlerin ekonomik kolluk faaliyetlerini yürütmeleri gerekmektedir. Ancak bu düzenleme ve uygulamalar yapılırken; özel mülkiyet ve özel teşebbüsün zedelenmemesine dikkat edilmesi gerektiği izahtan varestedir. Yüksek Mahkeme tarafından devlete ekonomik kolluk faaliyetlerinde yorumla geniş yetkilerin verilmiş olması günümüz rekabetçi piyasa koşullarında kamu düzeninin bir başka görüntüsü olan kişilerin ekonomik olarak kendilerini güvende hissetmeleri unsurunu zedeler niteliktedir. Aşırı prosedürlere bağlanmış bir özel sektörde girişimcilerin aktif üretim, ar-ge, reklam, tanıtım faaliyetlerini yürütebilmeleri pek mümkün olmayacak; zincirleme olarak da bu durum esnaflardan holdinglere kadar ekonominin tüm basamaklarında kalıcı sorunlara neden olacaktır.
KAYNAKÇA
AZRAK, U, Devletleştirme, Anayasa ve 3082 sayılı Kanun, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, sayı: 1-3, 1983, s. 16-17.
BALTA, T.B. , İdare Hukukuna Giriş, TODAİE, Ankara, 1968/1970, s. 72
DURAN,L., Anayasa Mahkemesine göre Türkiye’nin Hukuk Düzeni, AÎD..C. 19, sayı: 2, s. 8.
GÜNDAY, M., (2002), İdare Hukuku, 6.Baskı İmaj Yayınevi, Ankara, s.248.
GÖZLER, K., (2008), İdare Hukuku Dersleri, Ekin Kitabevi, 7. Baskı, Bursa, s.559.
TAN, T. , “Ekonomik Kolluk”, (https://ayam.anayasa.gov.tr/media/6378/tan.pdf , Erişim Tarihi: 08.12.2024)
[1] TAN, T. , “Ekonomik Kolluk”, (https://ayam.anayasa.gov.tr/media/6378/tan.pdf , Erişim Tarihi: 08.12.2024)
[2]BALTA, T.B. , İdare Hukukuna Giriş, TODAİE, Ankara, 1968/1970, s. 72
[3]TANDOĞAN, H. , Yürürlüğe girişinin ellinci yılında Türk Borçlar Kanunu hakkında genel bir değerlendirme, BATİDER, C. VIII, S.4, Aralık 1976, s. 1 ve 20.
[4] TAN, T. , “Ekonomik Kolluk”, (https://ayam.anayasa.gov.tr/media/6378/tan.pdf , Erişim Tarihi: 08.12.2024)
[5] Anayasa Mahkemesi 6.10.1986 tarih ve E. 985/21 ■ K. 986/23 sayılı karar, RG., 14.3-1987, sayı ; 19400, s. 38.
[6] Anayasa Mahkemesi 27.9.1985 tarih ve E. 985/2 - K. 985/16 sayılı karan. RG., 5.12.1985, sayı : 18949, s. 31. (30) Ibid., s. 35.
[7] AZRAK, U, Devletleştirme, Anayasa ve 3082 sayılı Kanun, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, sayı: 1-3, 1983, s. 16-17.
[8] DURAN,L., Anayasa Mahkemesine göre Türkiye’nin Hukuk Düzeni, AÎD..C. 19, sayı: 2, s. 8
[9] GÜNDAY, M., (2002), İdare Hukuku, 6.Baskı İmaj Yayınevi, Ankara, s.248.
[10] GÖZLER, K., (2008), İdare Hukuku Dersleri, Ekin Kitabevi, 7. Baskı, Bursa, s.559.



Yorumlar