top of page

36.NATO Zirvesi ve Devlet Sırları Kanunu üzerine değerlendirme

 




Hazırlayan     :   Av. Cem Demirtaş (İzmir Barosu-10279)- 14.07.2026


Konu               :   Devlet Sırları Kanunu hakkında öneri sunulmasıdır.

 

Açıklamalar   :

 

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde  36.’sı gerçekleştirilen NATO Zirvesi ardından, Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel çapta etkin bir aktör olduğu bir kez daha vurgulanmıştır:

 

Zirvenin sonuç bildirisi ile ilgili İletişim Başkanlığı değerlendirmesi şu şekildedir:

 

Üye ülkelerin NATO'nun kolektif savunma maddesi olan 5. maddeye ve transatlantik bağa yönelik "sarsılmaz bağlılıklarını" teyit etmek üzere Ankara'da bir araya geldiğine dikkati çekilirken, "Bir müttefike yönelik saldırı, tüm müttefiklere yönelik saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve kolektif gücümüz, özgür ve demokratik uluslardan oluşan İttifak'ımızdaki 1 milyar vatandaş için barış, güvenlik ve refahın temeli olmaya devam etmektedir. Caydırıcılık ve savunmaya yönelik 360 derece yaklaşımımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz." ifadeleri kullanıldı.


"Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliği ile istikrarına yönelik uzun vadeli tehdidine ve terörizmin devam eden tehdidine karşı koymak amacıyla müttefiklerin Lahey Savunma Taahhüdü'nü hayata geçirdiği" belirtilen bildiride, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın 2025'te temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar dolardan fazla artırdığı vurgulandı.


50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşması


Bildiride, yatırımların ihtiyaç duyulan kabiliyetleri sağlarken savunma sanayi ve dayanıklılığı da güçlendirdiğine işaret edilerek, şunlar kaydedildi:


"Bugün Ankara'da, 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmasını duyuruyor, kolektif üretim kapasitemizi artırma ve inovasyonu hızlandırmak için sanayiyle birlikte çalışma taahhüdünde bulunuyoruz. Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırma çalışmalarımızı sürdürecek, savunma sanayisindeki derinliği ve iş birliğini en üst düzeye çıkarmak için NATO ortaklıklarından yararlanacağız."


Geleceği inşa etmek için daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa ve modernize edilmiş bir İttifak hedeflendiği aktarılan bildiride, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın, ABD'yle birlikte İttifak'ın savunması konusunda daha fazla sorumluluk üstlendiğine dikkati çekildi.


Bildiride, NATO'nun caydırıcılığı ve savunmasının uzay ve siber unsurlarla desteklenen uygun nükleer, konvansiyonel ve füze savunma kabiliyetleri bileşimine dayandığı belirtildi.


Muharebe üstünlüğünün korunması konusunda kararlı olunduğu vurgulanan bildiride, "Silahlı kuvvetlerimizi konuşlandırma, destekleme ve sürdürülebilirliğini sağlama kapasitemize yatırım yapıyor; derinlikte hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, ileri teknolojiler ve istihbarat kabiliyetleri dâhil olmak üzere tüm alanlarda belirlenen kabiliyet hedeflerimizi hayata geçiriyoruz. Birbiriyle uyumlu çalışabilen transatlantik muharebe bulutu geliştiriyor ve güçlü yapay zekâ modellerini benimsiyoruz." ifadeleri kullanıldı.


Ukrayna'ya destek


Bildiride, Ukrayna'nın transatlantik güvenliğe katkı sağladığı belirtilerek, müttefiklerin, Ukrayna'nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına yönelik sarsılmaz desteğinde birlik içinde olduğunun altı çizildi.


Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın artık Ukrayna'ya yönelik güvenlik yardımının büyük bölümünü ikili ve çok taraflı yollarla finanse ettiği anımsatılan bildiride, "Müttefikler, bu desteğin uzun vadede adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir olması gerektiğinin altını çiziyor. Müttefikler, 2026 yılı için Ukrayna'ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim desteği kapsamında 70 milyar avro taahhüdünde bulunuyor ve 2027'de de en az aynı seviyede desteği sürdürme yönündeki egemen taahhütlerini teyit ediyor." ifadeleri kullanıldı.


Bildiride, bu kapsamda, Avrupa Birliğinin Ukrayna Destek Kredisi aracılığıyla Ukrayna'ya çok yıllı finansman sağlama kararının memnuniyetle karşılandığı kaydedildi.


Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğü


İttifak'ın daha geniş güvenlik ortamını şekillendiren stratejik rekabet, yaygın istikrarsızlık, hibrit tehditler ve tekrarlayan krizlere yanıt vermeye ve uyum sağlamaya devam ettiğine dikkati çekilen bildiride, "Müttefikler, İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineliyor ve İran'a Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı gösterme çağrısında bulunuyor." değerlendirmesinde bulunuldu.


Bildiride, "Türkiye'nin bizlere gösterdiği cömert ev sahipliği için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bir sonraki toplantımızda bir araya gelmeyi bekliyoruz." ifadesi kullanıldı.


Bildiriden de anlaşılacağı üzere önümüzdeki süreçte SAVUNMA VE GÜVENLİK konuları oldukça önem arz eden konular olacağı için; savunma ve güvenlik konularındaki HUKUKİ düzenlemeler de bir o kadar önem arz edecektir!


Bu kapsamda istihbarat hukuku, terörizm, güvenlik birimlerinin kanunları ile bunlarla bağlantılı konulardaki yasal düzenlemelerin bir bütün olarak değerlendirileceği yeni süreçlere de hazırlıklı olunması gerekmektedir.  Güncel gelişmeler nedeniyle rafta kalmış bir konu olan Devlet Sırrı konusunun yeniden gündeme gelmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.


Sır, Arapça “giz” anlamında gelen “sırr” kelimesinden türemiştir. Bu kapsamda sır gizli kalması gereken bilgi olarak; Devlet Sırrı da devletlerin gizli kalması gereken bilgileri olarak tanımlanabilir. Hukuk devleti ilkesinin hakim olduğu, şeffaf ve özgürlükçü devlet anlayışının olduğu günümüz demokrasilerinde “devlet sırlarının” kapsamı oldukça ciddi bir tartışma konusudur. Hukuk ve Güvenlik çatışması haricinde, devlet sırları kavramının meşru olmayan amaçlar için kullanılması kaygısı Aydınlanma düşüncesi ile başlamıştır.

 

Hukukumuzda devlet sırrı kavramı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma konusunda hukuki bir sınır çiziyor olsa da  “Devlet Sırrı” kavramının çerçeve ve tanımını yapan hukuki bir düzenlemeye sahip olmamamız, uygulamada ciddi tereddütlere neden olmaktadır. Çünkü kavram bulunmakta ama içeriğinin nasıl doldurulacağı hukuken muğlak kalmaktadır. Devlet Sırlarının hukuki çerçevesini belirleyen bir dönem tasarı gündeme gelse de hayata geçmeyen Devlet Sırları Kanununa, Hukuk Devleti İlkesinin bir uzantısı olarak ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Önümüzdeki süreçte bölgesel aktörlükten; küresel aktörlüğe soyunmakta olan ülkemiz güvenlik ve istihbarat  alanında NATO ile sağlanan eşgüdüm yanında; tüm NATO ülkelerinden farklı olarak NATO tarafından tehdit algısı içinde bulunan Rusya ve İran gibi ülkelerle de oldukça net ve dengeli bir diplomasi sağlayabilme başarısı gösteren (İkinci Dünya Savaşından sonra en büyük casus takası MİT kontrolünde gerçekleşti ve her iki taraf en değerli personellerinin can güvenliğini Türkiye’ye emanet etti, https://www.bbc.com/turkce/articles/ckvg7eg0yzjo, Erişim Tarihi: 14.07.2026) TEK ÜLKE olabilmesi nedeniyle çok daha gelişmiş, ayrıntılanmış, şube müdürlüğü statüsünde olan birimlerin başkanlık seviyesine çıktığı, bilgi ve personelin, koordinasyon ağı ve hızının arttığı ( ABD istihbaratı 18 ayrı büyük birimden oluşmaktadır, her birimde en az 20.000 personel çalışmaktadır, https://www.dni.gov/index.php/what-we-do/members-of-the-ic, Erişim Tarihi: 14.07.2026) bir döneme gireceği tahmin edildiği için büyüyen güvenlik bürokrasisinde hukukun da eşgüdümlü şekilde büyümesi gerektiği izahtan varestedir!

 

Değerlendirmelerimiz kapsamında Türkiye’nin gelecek 10 yıllık süreçte ve Türkiye Yüzyılı Vizyonu dahilinde milli güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda Devlet Sırları Kanunu’na ihtiyaç duyacağı tarafımızca değerlendirilmiş olup Sayın İlgililerin takdirlerine sunulmuştur.

 

Saygılarımla...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page