top of page

SİYASAL VEYA ASKERİ CASUSLUK SUÇU

 

Casusluk dendiği zaman her ne kadar ilk olarak akla bu alanda yazılmış gizemli olayların anlatıldığı romanlar ve bol aksiyonlu sinema filmleri gelse de aslında multidisipliner bir bilim olan istihbaratın en çok kullanılan bilgi toplama yöntemlerinden biri akla gelmelidir. Hukuk Devletlerinin en temel özelliği kuşkusuz ki insanlar hatta diğer canlıların yaşam sahası içindeki hareketlerinin hukuki çerçevesi ve hukuki güvencesini belirlemektir. Bu kapsamda casusluk faaliyetlerinin de hukuki statüsü, hukuki bir çerçevesi bulunmaktadır. Çalışmamızda Türk Ceza Kanunu 328 Siyasi veya Askeri Casusluk Suçu özelinde bu çerçeve, istihbarat, devlet sırları ve casusluk kavramları da tanımlanarak izah edilecektir.

 

 

 

Anahtar kelimeler: Casusluk, İstihbarat, Devlet Sırrı, Devlet Güvenliği, Siyasal veya Askeri Casusluk Suçu.




1.         GİRİŞ

Devlet güvenliğinin olmazsa olmaz parçası kuşkusuz ki Devlet sırlarının güvende olmasıdır. Devlet sırları ile ilgili fikirlerin yoğunlaştığı dönem Avrupa genelinde 18.yüzyılda kendisini aktif olarak ortaya koymaya başlayan Aydınlanma düşüncesidir.[1] Bu dönemde bir yandan devletin şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiği tartışılırken; bir yandan da devlet sırlarının bu denge içinde nerede durması gerektiği tartışılmıştır. Bu tartışmalar halen devam etmekle birlikte tartışma dışı olan tek konu devlet sırlarının en büyük rakibinin “Casusluk” faaliyetleri olduğudur. Bu çalışmada öncelikle, casusluk kavramı üzerinde durulacak ve akabinde ülkemizde de basında sıkça gündeme gelen Türk Ceza Kanunu 328.maddede düzenlenen “Siyasi veya Askeri Casusluk” suçunun kapsamı izah edilecektir.


2.         CASUSLUK VE İSTİHBARAT

Günümüz Sinema ve Dizi Film Dünyasının algı yönetimi nedeniyle birbirine sıkça karıştırılan kavramlar olan Casusluk ve İstihbarat kavramları kimi zaman çakışsa da birbirlerinden farklı kavramlardır. Türk Ceza Kanunu 328. madde kapsamında Casusluk kavramının daha iyi anlaşılabilmesi için bu iki kavrama değinmek gereklidir.

 

2.1          Casusluk 

Casusluk kavramı Antik Yunan Mitolojisinin vazgeçilmezi olan Olimpos Dağındaki Tanrıların birbirleri ile olan mücadelelerinde kendilerine bilgi sağlayan kişilerde ilk kez vücut bulmaya başlamış ve kökleri Antik Çağa kadar uzanan belki de insanlığın en eski mesleklerinden biridir.[2] Etimolojik olarak Arapça  “araştırma, soruşturma” anlamına gelen “cess” fiilinden türemiştir.[3] Casusluk kimi zaman “çaşıt veya hafiye” olarak da tanımlanmıştır.[4] Casusluğun literatürde kesin genel geçer bir tanımı bulunmamakla birlikte; 1889 Lahey Antlaşması’nın 29. maddesinde casusluk “gizlice veya sahte hüviyetle, muharip bir devletin harekat sahasında malumat elde eden veya elde etmeye çalışan kimse’ şeklinde tanımlanmıştır.[5] Buradan yola çıkarak Casusluk Faaliyetinin “bilgi elde etmekle” sınırlı olduğunu söylemek mümkündür.


2.2          İstihbarat

İstihbarat, dilimize Arapça “haber alma” anlamına gelen “istihbar” kelimesinden girmiştir.[6] Elbette günümüzde sadece sıradan bir haber alma faaliyeti olarak yorumlanamayacak olan istihbarat; casusluk kavramını da içine alan politika yapıcılar ile devlet kuruluşlarının ihtiyaç duydukları bilgilerin toplanması ve işlenmesi sonucu ortaya ihtiyaç giderici, işlenmiş bilgi elde edilmesini sağlayan çok yönlü bir faaliyet olarak tanımlanabilir. [7] Bu kapsamda dış politika, terörle mücadele, sınır ötesi askeri harekatlar, askeri strateji ve teknolojiler, ekonomi, ticaret, casusluk faaliyetleri, örtülü operasyon, örtülü faaliyet, sağlık, diplomasi, göçmen hareketleri ve daha bir çok günümüz devletlerinin ilgi alanına giren konu istihbaratın alanı içindedir.[8]  

 

Bu kapsamda casusluğun, istihbaratın geniş başlığı altında küçük bir alt başlık olduğu söylenebilecektir. Casusluk, istihbarat ihtiyaçları için bilgi toplama yöntemleri arasında yerini almakta olup; istihbarat görev ve yetkisi 2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu kapsamında Milli İstihbarat Teşkilatındadır. Casusluk faaliyeti ise her hangi bir kanuni düzenlemeye tabi değildir ve 2937 Sayılı Kanun kapsamında çalışan istihbarat meslek mensupları ise casus olarak tanımlanamazlar.

 

3.         DEVLET SIRRI 

Sır, Arapça “giz” anlamında gelen “sırr” kelimesinden türemiştir.[9] Bu kapsamda sır gizli kalması gereken bilgi olarak; Devlet Sırrı da devletlerin gizli kalması gereken bilgileri olarak tanımlanabilir. Hukuk devleti ilkesinin hakim olduğu, şeffaf ve özgürlükçü devlet anlayışının olduğu günümüz demokrasilerinde “devlet sırlarının” kapsamı oldukça ciddi bir tartışma konusudur.[10]  Hukuk ve Güvenlik çatışması haricinde, devlet sırları kavramının meşru olmayan amaçlar için kullanılması kaygısı Aydınlanma düşüncesi ile başlamıştır.

 

Hukukumuzda devlet sırrı kavramı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma konusunda hukuki bir sınır çiziyor olsa da ne “Devlet Sırrı” kavramının çerçeve ve tanımını yapan hukuki bir düzenlemeye sahip olmamamız, uygulamada ciddi tereddütlere neden olmaktadır. Çünkü kavram bulunmakta ama içeriğinin nasıl doldurulacağı hukuken muğlak kalmaktadır. Devlet Sırlarının hukuki çerçevesini belirleyen bir dönem tasarı gündeme gelse de hayata geçmeyen Devlet Sırları Kanununa, Hukuk Devleti İlkesinin bir uzantısı olarak ihtiyaç duyulmaktadır.

 

4.         SİYASAL VEYA ASKERİ CASUSLUK SUÇU

Türk Ceza Kanunu, 326 ile 339. maddeler arasında “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” başlığı altında hem devlet sırlarına karşı suçlar hem de casusluk suçları tanımlanmıştır. Her ne kadar ilgili düzenleme ile suçlar tek bir başlık altında toplanmışsa da Türk Ceza Kanunu 326,327,329, 332,333,334,336,339. maddeler Devlet Sırlarına Karşı Suçları; Türk Ceza Kanunu 328,330,331,335,337,338. maddeler Casusluk Suçlarını düzenlemektedir. Madde metinlerine bakıldığında benzer düzenlemeler olsa da Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ile Casusluk Suçlarını birbirlerinden ayıran en önemli özellik “Casusluk Özel Kastının” varlığının suçun niteliğini değiştirmesidir. Örneğin, devlet sırrı niteliğinde bir belgenin çalınması Türk Ceza Kanunu 326. madde kapsamında Devlet Sırlarına Karşı Suç kabul edilirken; aynı belgelerin “Casusluk Özel Kastı” ile çalınması halinde suç, içeriğine göre Türk Ceza Kanunu 328, 330, 331, 335, 337, 338.maddelerde tanımlanan “Casusluk Suçlarından” birisine dahil olacaktır. Konumuzdan yola çıkacak olursak; devlet sırrı niteliğinde bir belge “Genel Kast” ile çalınırsa Türk Ceza Kanunu 326; “Siyasal veya Askeri Casusluk” özel kastı ile çalınırsa Türk Ceza Kanunu 328. Madde uygulanacaktır. Kanun koyucu tarafından ilgili suçların aynı başlık altında toplanması yoluna gidilmişse de kanaatimizce suç tipinin belirlenmesinde karışıklığa neden olmamak adına Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ile Casusluk Suçlarının ayrı başlık altında toplanması uygulama açısından daha uygun olacaktır.

 

4.1          Hüküm ve Unsurlar

Türk Ceza Kanunu 328. madde 1. Fıkrada “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibariyle, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir” denilerek suçun temel hali düzenlenmiştir.

 

Burada suçun maddi unsuru “devletin güvenliği ve siyasal yararlarına ilişkin” bilgilerin “temin edilmesi” ile gerçekleşmekte; başkaca bir şart aranmamaktadır. Temin etme şekli ise yasada düzenlenmemiştir. Bu nedenle bu temin, hırsızlık, dolandırıcılık, yağma vs. şekillerinde edinilebilir. Yasa metninden de anlaşılacağı üzere teminin ne şekilde olduğu ve elde edilen bilgilerin çeşitli amaçlarla kullanılıp kullanılmayacağına bakılmadan suç gerçekleşmiş olacaktır. Ancak dikkat edilmelidir ki yasa koyucu mevcut suçun işlenebilmesi için failin bir bilinçli olarak hareket etmesini aramaktadır. Yani tesadüfen temin edilen gizli bilgiler bu suçun kapsamına girmemektedir.[11]

 

Suçun manevi unsurunda ise “casusluk özel kastı” aranarak suç özel kast ile işlenen bir statüye sokulmuştur. Bu ayrım ise suçun niteliğinin değişmesine yol açacak kadar ince ve önemli bir ayrımdır. Örneğin, devletin güvenliği ve siyasal yararlarına ilişkin bilgilerin casusluk kastı olmadan çalınması haline Türk Ceza Kanunu 326. madde kapsamında düzenlenen “Devlet Sırlarına Karşı” suçlardan biri işlenmiş olacakken aynı suçun “casusluk özel kastı” ile işlenmesi halinde suç Türk Ceza Kanunu 328. madde “Siyasal veya Askeri Casusluk” suçuna dönüşecektir. [12] 


4.2          Ağırlaştırıcı Nedenler

Türk Ceza Kanunu 328. maddenin 2.fıkrasında ilgili suçun ağırlaştırıcı nedenleri (a) ve (b) bendinde düzenlenmiştir. Burada suçun “Türkiye ile savaş halinde olan bir ülke yararına” işlenmesi ile “ savaş sırasında işlenmesi, Devletin savaş hazırlıklarını, savaş etkinliğini, savaş hareketlerini tehlikeye sokması” halinde faile “Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası” verileceği düzenlenmiştir. Bu ağır yaptırımlar nedeniyle suçun kapsamının doğru belirlenmesi kişi hak ve özgürlükleri açısından hayati önem taşımaktadır.


5.         SONUÇ

Çalışmamızda da net bir şekilde görüleceği üzere oldukça ayrıntılı ve ağır yaptırımlar ile donanmış olan Siyasal veya Askeri Casusluk suçu özelinde tüm casusluk suçlarının devletin güvenliği ile kişi hak ve hürriyetlerinin dengesinin kurulması noktasında tamamen uzmanlaşmış kadrolarca soruşturulması ve kovuşturulması gerekmektedir. Aksi halde hem devlet sırlarının korunması hem de devlet sırlarını korumak düşüncesi ile kişi hak ve hürriyetleri tehlikeye girecektir. Hukukçular arasında pek ilgi duyulmayan devlet sırları, istihbarat hukuku gibi konularda seçmeli dersler, uzmanlaşmış mahkemeler ile akademik çalışmaların artması bu alanda daha etkin bir hukuk güncelinin oluşmasına neden olacaktır düşüncesini oluşturmaktadır. Devlet Sırları, İstihbarat ve Casusluk gibi konuların sadece Uluslararası İlişkiler, Siyasal Bilgiler gibi alanlarda işlenmesi konunun olmazsa olmaz çerçevesi olan hukuki boyutunun zayıf kalmasına neden olmaktadır. Çalışmamızı yaparken de akademik alanda fazlaca çalışmanın olmaması veri temini açısından önümüzce bir kısıtlama olarak çıkmıştır.

 

Bunlarla birlikte, casusluk suçları özelinde “Devlet Sırları Kanununun” ivedilikle hazırlanması Hukuk Devleti İlkesi açısından ve uygulamada oldukça ağır yaptırımlara sahip mevcut suçun hukuki olarak uygulayıcılar açısından doğru zemine oturtulması açısından oldukça önemlidir. 

 


[1] Çeçen, A. “ Türk Devletinin Aklı ”, (www.dusunenadam.com.tr/koseyazilari.php?id=364, Erişim Tarihi: 08.12.2024)

[2] Kaya, K. “ Antik Çağda İstihbarat ve Casusluk Faaliyetleri ”, (www.kagankaya.com.tr/ antik-cagda-istihbarat-ve-casusluk-faaliyetleri/2771/, Erişim Tarihi:08.12.2024)

[3] Develioğlu, F. (2007). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, 24.Baskı, Ankara: Aydın Kitapevi, s. 136.

[4] Yayla, M. (2019). Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, 2.Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, s. 48.

[5] Yayla, 2019. a.g.k., s. 50.

[6] Yayla, 2019. a.g.k., s.44

[7] Milli İstihbarat Teşkilatı, “ İstihbarat Sözlüğü ”, ( www.mit.gov.tr/sozluk.html, Erişim Tarihi: 11.11.2024)

[8] Darıcılı, A.B. (2023). İstihbarat 101, 2.Baskı, Bursa: DORA Basım-Yayın Dağıtım Ltd. Şti, s.18

[9] Develioğlu, 2007.a.g.k., s.950.

[10] Yayla, 2019. a.g.k., s. 58.

 

[11] Kızılörenli, T. (2023). “ Türk Ceza Kanunu Kapsamında Siyasal veya Askeri Casusluk Suçu ”, s. 32 Yüksek Lisans Tezi, ( https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/, Erişim Tarihi: 14.11.2024)

[12] Yayla, 2019. a.g.k. , s. 132

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page